tiren, milyonlarca memurun gönlünde yer edinmesine sebep olan da işte bu erdemli, kararlı ve vakur duruşudur.

 

Biz ne olursa olsun, tıpkı sözde çözüm sürecinde, PKK ile mücadelede, Habur rezaletinde, Büyük Ortadoğu Projesi’nde, Filistin olaylarında, Doğu Türkistan meselesinde olduğu gibi bundan sonra da doğruya “Doğru”; yanlışa “Yanlış” demeye devam edeceğiz. Bu; ilkeli sendikacılık anlayışımızın, her daim hakkı ayakta tutma düsturumuzun ve kuruluşumuzda ortaya koyarak hiç ayrılmayacağımıza dair üyelerimize söz verdiğimiz ilkelerimizin, omuzlarımıza yüklediği tarihi bir sorumluluktur.

 

Elbette ki, terör örgütleriyle ilişki içinde bulunduğu tespit edilen, darbeye karışan, bunlara yardım ve yataklık eden bütün hainlerin hak ettikleri en ağır cezalara çarptırılması için ne gerekiyorsa yapılmalıdır. Ama bir kere daha tekrar ediyoruz, bugün ülkemizin terör belasından kurtulması yolunda en çok ihtiyaç duyduğumuz şey adalettir. Yargılamalarda, görevden almalarda, ihraçlarda adaletten çıkıldığı anda iş sulanacak ve asıl teröristler, bu belirsizlikte izlerini kaybettireceklerdir. Biz devletimize, milletimize, demokratik düzenimize kasteden hainlerin, masumların gözyaşından nemalanmadan cezalandırılmalarını istiyoruz.

 

Bu zihniyete göre, ne ile suçlandıkları söylenmeden, kendilerine savunma hakkı dahi verilmeden, görevden alınan, ihraç edilen 60 bin kamu çalışanı arasında bir tek masum dahi yok mudur ki, “Suçlu ile suçsuz ayırt edilsin” tavsiyemizi algı operasyonu olarak tanımlayabilmektedir.  Binlerce hakim ve savcı, terör örgütü üyesi olma şüphesiyle görevden alınmış, yüzlercesi tutuklanmış iken hangi akıl sahibi, "FETÖ'nün yargıda etkin olduğu dönemde milletimizin adalete olan güveni sarsıldı, şimdi yeni mağduriyetler yaratarak bu yarayı büyütmeyelim" şeklindeki uyarımızdan terör örgütü lehine algı yürüttüğümüz zırvasını çıkarabilir.  Bu nasıl bir ruh halidir ki, “Olağanüstü hale değil olağan hale geçmeye ihtiyacımız var” şeklindeki ifademizden rahatsız olunmaktadır. Gözlerini hırs bürümüş bu kiralıklar, “Mesai arkadaşın görevden alındığı için iş yükün arttı mı?” şeklindeki soruya verilen cevabı dahi tersine çevirerek, bütün memurların iş yükünün arttığını söylediğimizi iddia edecek kadar alçalanlar, ne yaparlarsa yapsınlar Türkiye Kamu-Sen’i kendi düştükleri necaset çukuruna çekemeyeceklerdir. 

 

Işık, karanlıkta belli olur. Karanlığın boyutu ne denli büyük olursa olsun, bir tek kibrit çöpünün ışığı dahi insan gözünün algılayabileceği en uzak mesafeden fark edilir. Türkiye Kamu-Sen ülkemizin karanlığa gömülmek istendiği her dönemde, karanlık düşünceli insanlara karşı sahip çıktığı değerleriyle, yaptığı uyarılarıyla, doğruya giden yola ışık olmuştur. Türkiye Kamu-Sen 'in davası karanlığa ışık olmak, sevdası aydınlık için yanmayı göze almaktır. Bir deriden iki post çıkmaz. Türkiye Kamu-Sen’den terör destekçisi çıkarmaya çalışan sonradan milliyetçi, çakma darbe karşıtları bilsin ki, Türkiye Kamu-Sen tarihinin her satırından vatan sevgisi; devlet ve millet aşığı, adam gibi adamlar çıkar.”

 

İSMAİL KONCUK